226 kişi kendisini tutuyor, 8 arkadaşı var.
Ölümsüz gençliğin şövalyesi,
Ellisinde uyup yüreğinde çarpan aklına
Bir Temmuz sabahı fethine çıktı
Güzelin, doğrunun ve haklının:
Önünde mağrur, aptal devleriyle dünya,
Altında mahzun ve kahraman Rosinant'ı.
Bilirim, hele bir düşmeye gör hasretin halisine,
Hele bir de tam okka dört yüz dirhemse yürek,
Yolu yok, Don Kişot'um benim, yolu yok,
Yel değirmenleriyle dövüşülecek.
Haklısın, elbette senin Dulsinya'ndır dünyanın en güzel Kadını,
Elbette sen haykıracaksın bunu
Bezirganların suratına,
Ve alaşağı edecekler seni
Bir temiz pataklayacaklar seni.
Fakat sen, yenilmez şövalyesi susuzluğumuzun,
Sen, bir alev gibi yanmakta devam edeceksin
Ağır, demir kabuğunun içinde
Ve Dulsinya bir kat daha güzelleşecek
Yol verin asi kırmızılara...Sarıların yayılışındaki titizlik ürkek kalıplaşmaya başkaldırma çabası içersinde... Okyanusların dibine düşüyor birer parça ışıltı tuvalimden... Kusursuz beyazlar şimdi kırmızının kışkırtıcılığına boyun eğmiş. Turuncularımı kaybettim. Gözlerim doluyor birden ve bir kez tuvalime akıyor göz yaşlarım. Bir mum tadında eriyip gidiyorlar bütünlükte... Turuncularımı arıyorum sonra ve kağnılar görüyorum uzaklarda. Hep orada kaldıkları için akıyor kahverengilerim. Mavilerim kağnıları bekliyor, gözlerim doluyor sonra ve bir kez daha tuvalime akıyor göz yaşlarım. Turuncularımı kaybettim. Asi kırmızılar tiz sesleriyle yayılıveriyorlar loş tuvalime. Okyanusların dibi ışıldıyor ve gökyüzünün serin mavilerine kanat geriyor maviler. Sarılar kırmızılara akmıyor. Sıcak bir meltem ıslak sarılara hakim. Ve ben turuncularımı arıyorum. Kağnılar görüyorum uzaklarda. Sessizce turuncuları bekliyorlar kahverengiler tarafından çekilirken... Ama ben turuncularımı kaybettim. Gözlerim doluyor birden ve bir kez bir kez daha tuvalime akıyor göz yaşlarım. nasıl bir tuvaldir bu mihrap